|
Göle Tarihi
Tarihi olayları Kuzey Doğu Anadolu yöresine göre ele
alırsak, yörenin tarihi yapısı »MÖ 3000’li yıllarda bazı yerleşim
alanları olduğu belirlenmesine karşın, bunların kimliğine ilişkin bir
bilgiye ulaşılamamıştır. Bazı bulgulara dayanılarak Kars, Çıldır yöresinde
MÖ 10000-8000 yıllara denk düşen Cilalı Taş Devrinde insanların
yaşaması«1 Göle’nin de aynı dönemde yerleşim yeri olabileceğini
gündeme getirir.
»Ancak MÖ 4000-3000 yıllarına ait olduğu saptanan bakır
baltalar ve MÖ 3000-2000 yıllarına ait olduğu saptanan tunç baltalar
ve başka bazı aletlerden yola çıkılarak bu dönemlerde, yani günümüz
itibariyle yaklaşık 5000-6000 yıllık bir geçmişi olduğu düşüncesi
ağırlık kazanmaktadır.
1930 yılında Şavşat’ın Merya köyü ile 1955 yılında
Yusufeli’nin Niğzivan köyünde bulunan bazı baltaların, 1936 yılında
Posof’taki Mere Kalesinde bulunan Hurrilerden kalma baltalarla aynı döneme
ait olduğu saptanmıştır. Buna bağlı olarak da, bu bölgeye saptanabilen ilk
olarak gelip yerleşenlerin (MÖ 2000’ler) Orta Asya kökenli Hurriler olduğu
anlaşılmaktadır.
Daha sonra yörede bulunan yazılı belge, Çıldır Gölünün güneybatısındaki
Taşköprü Köyü yakınındaki kayalıktır. Urartu kralı 2. Serdur’un »MÖ
753-735« yıllarında kazdırdığı fetih yazısıdır.
Bu yöreye Türk boyları ilk kez, Kıpçakların atası sayılan, Kimmerlerin (MÖ
720) gelmesiyle başlamıştır. Daha sonraları (MÖ 680) yılında
İskitlerin geldiği görülüyor. MS 628 yılında Hazar Türklerinin bir
kolu sayılan, Ardahan adına da kaynaklık eden Arda Türkleri yöreye gelmeye
başlamıştır.
3. ve 4. yüzyıllarda yörede Hıristiyanlık yayılmaya başladı.
415 yılında ise Bizans egemenliği kuruldu.
Halife Osman döneminde (646) ise Arap İslam egemenliğine girdi. Bütün bu yüz
yıl boyunca İslam güçleriyle Bizans arasında sürekli el değiştiren bu yöre
1068 yılında Selçuklu egemenliğine geçti. Bir süre sonra, kısa bir süre
Gürcülerin denetimine alındı. Ancak bu uzun sürmeyerek yeniden Selçuklu
denetimine girdi.2
13. yüzyılda Moğol ve İlhanlı egemenliği görülürken yöre, daha sonra
Cengizlilerin elinde kaldı. Bu, 1414 yıllarında olsa gerekir.
Kars ile birlikte Akkoyunluların işgaline uğradıktan sonra ilçede adı bilinen
Atabekler Akkoyunluların emrinde kaldı. Daha sonra, Karakoyunluların
emrinde kalan yöre, Şehzade Selim’in (1. Selim) Trabzon
sancakbeyi olduğu dönemde (1481-1512) Osmanlılara bağlandı. Yöre Bu
dönemde, Birkaç kez Safevi, birkaç kere de Gürcü denetiminde kaldı. 1551
yılında Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa tarafından kesin olarak
Osmanlı topraklarına katıldı.
Göle 1579’da Kars eyaletine bağladı. O dönemi anlatan kaynaklar
ilçede han, hamam, cami gibi yapılardan söz ederken. Çarşısının olmadığını
belirtirler.
1830 yılında ise, Çıldır sancağına, 1866’da yine nahiye olarak
Ardahan kazasına bağlanmıştır. 1878 tarihinde Rus işgaline uğramış.
Merdinik Köyü olarak bilinen bu nahiye, yani Göle, 10. Ordu gelinceye kadar Rus işgalinde kalmıştır.
10. Ordunun gelmesi ve daha sonra geri çekilmesini fırsat bilen Rus
birlikleri Ermenilerle birlikte 1915 yılının ocak ayında Göle’yi ve
köylerini işgal etmişlerdir. Daha sonra geri dönen 10. Orduya teslim
edilmiştir.
30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Antlaşmasıyla Göle
yeniden kendi kaderine bırakıldı.
30 eylül 1920'de Oltu üzerinden gelen ordularımız tarafından
kesin olarak Türkiye topraklarına katıldı. 30 Eylül her yıl Göle’nin
kurtuluş bayramı olarak kutlanmaktadır.
Bunca el değiştiren Göle 1926’da Kars'a bağlı bir belediye olarak
haritalara yazıldı. 27 Mayıs 1992 tarihinde, 3806
sayılı yasa ile, Göle ilçesi yeniden Kars ilinden alınarak Ardahan’a
bağlandı.
1
Bekir
Karadeniz, »Artvinli Halk Şairleri«,
AAKYD Yayınları, Ankara, 2002
2
Bekir
Karadeniz, »Artvinli Halk Şairleri«,
AAKYD Yayınları, Ankara, 2002
|
Göle
|